GÜLMİSAL GÜRSOY
MASAL ADI: TAVUK

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Ayşe Teyze çalışır kızı Fatma tembellik yapar iken, anam kapmış beşiği babam kapmış eşiği alelacele çıkmışlar yola. Az gitmişler uz gitmişler yağmur, kar demeden dağlar, tepeler aşmışlar fakat her nereye vardılar kime sorgu sual ettiler ise dertlerine derman bulamamışlar. Anam ağlamaya başlamış, “Ah tavuk vah tavuk, gözün kör olsun tavuk” demiş. “Etin oğluma şifa ama kemiğin ecel oluyor. Çık git oğlumun boğazından, canını daha fazla yakma, yolunu kesme.” Anam ne derse desin bizim tavuğun kemiği kardeşcağızımın boğazına takılmış bir kere. Sadece takılıp kalsa da iyi, saplamış oracıkta bir yerlere. Kardeşim ağlar, anam ağlar babam ağlar.


Günler günleri izlemiş.  Bu sırada bir ermiş yaklaşmış bizimkilerin yanına.  Ermiş “üzülme” demiş babama. “Delikanlıyı güldürürüz, kahkahayı basınca kemiği atar dışarı.” Bunun üzerine başlamışlar anam babam şakrabanlık yapmaya. Nâfile. Kemik durur yerli yerinde. Varılmış haber salınmış dört bir yana. Koşup gelmiş kaf dağının ardından ahali meydana. Başlamışlar onlar da kardeşcağızımın karşısında komiklikler yapmaya. Olmayınca olmuyor işte. Gülmüyor kardeşim, gül deyince. Anam ağlar, babam ağlar, ben şaşkın şaşkın bakar. Günler günleri izlemiş böylece. Tâki Ayşe Teyze ile kızı tembel Fatma’yı görene kadar bu böyle sürüp gitmiş günlerce. Lakin o gün olan olmuş. Ayşe Teyze ve kızı tembel Fatma’yı gören olduğu yerde donmuş.


Bizim Ayşe Teyze aldırmamış anama, babama, el âleme, bizlere.  Evinin önünde yakmış bir ateş. İçine koymuş bir kazan. Kazanda da bir bulamaç ki kaynayıp duruyor işte. Ayşe Teyze boynundan aşağıya salmış bir ip. İpin iki ucunda da birer kepçe. Ayşe Teyze sağa sola hareket ettikçe, kepçeler de hareket eder öylece.


Bizim Ayşe Teyze kazana yaklaşmış, az biraz kazan başında eğleşmiş, ağlaşmış, sonra bir sağa bir sola çevrilmeye başlamış.  O hareket edince, önce kepçelerden bir tanesi dalmış kazana. İçini bulamaçla doldurup çıkmış dışarı, sonra diğer kepçe yapmış bu işi.  Anam, babam, kardeşim uzaktan bakıp Ayşe Teyzenin haline şaşmışlar. Dertlerini unutup yanına yaklaşmışlar. Bizim Ayşe Teyze sağa sola hareket ederken elleri boş kalmış. O da eğilip yerden bir tutam pamuk almış. Başlamış pamuğu eğirmeye. Bir yandan sağa sola dönüyor, bir yandan kepçeleri dolduruyor, bir yandan yan gelip yatmakta olan kızı tembel Fatma’yı doldurduğu kepçelerle beslemeye çalışıyormuş.  Anam, babam tutamamışlar kendilerini. “Bu hal de neyin nesi?!” deyip söyleşmişler. Sonra söyleşmekle kalsalar iyi, başlamış gülüşmeye. Anam güler, babam güler, kardeşim güler, ben şaşkın şaşkın bakmakta. Olan olmuş kardeşimin boğazına takılan kemik, hop diyip ortaya konmuş. Kardeşim kahkahalar atarak gülüyormuş. Anam, babam, ahali sarmışlar Ayşe Teyzeyi.  Ayşe Teyze istifini bozmadan devam ettiriyormuş işini. O “Varın gidin meşgul etmeyin.” dese de anam, babam bırakır mı onun hiç peşini!? “Dile bizden ne dilersen” demişler.  Ayşe Teyzenin önüne kırmızı halı sermişler. Ayşe Teyze dönüp bakmamış bile. Ama istifini bozmadan anlatmaya başlamış sizlere. 


“Kızım Fatma” demiş “çok tembeldir. Bir gün pamuğu eğirdim dokuma yaptım satmak için gittim pazara. Yanıma yaklaştı bir beyzade. İstedim ki kızımı alsın. Ona düğün dernek yapsın.  Sordu Beyzade: “Dokumaları kim yaptı?” Nasıl derdim ben yaptım evde genç kızım var iken. Kızım yapıyor lafı çıkıverdi ağzımdan. Bunun üzerine Beyzade kızımla tanışmak istedi. Sonra everdim onları. Everdim ama kızım çok tembeldi daha da tembelleşti. Beyzade şayet bunu bilirse, vay halime vay halime!  


Babam dedi “yalan hoş değil. Tembellik ise değişmeyecek huy değil.” Bakışlarımız çevrildi Tembel Fatma’ya ki Tembel Fatma’nın iki gözü iki çeşme. “Beyzadem” dedi “gitti askere. Güller tomurcuklanınca dönerim dedi bizlere. Beyzademin dönüş vakti yaklaştı. El ayak bağlaştı. Bir ambar dolusu pamuğu yığmıştı o önümüze. Askerden dönene kadar bunlardan iplik edin, dokuma yapın demişti bizlere. Güller tomurcuklandı. Beyzade geldi gelecek lakin bir top dokuma bile ortada yok. Ah ah ben şimdi ne yapacağım!”  Anlaşılan Fatma telaşlanınca eli ayağı daha da birbirine karışmış, temelliği ise bir mazerete kavuşup onu yataklara düşürmüştü. 


Anam duruma bir baktı dedi “vah vah.” Babam dedi “Ah ah.” Kardeşim ise “kah kah.” El birliği ettiler. Ayşe Teyze’nin etrafını çevirdiler. Ahali de destek verdi. Pamukları bir bir eğirdiler. Dokuma tezgahlarının başına geçip top top kumaş dokudular. Tembel Fatma da yattığı yerden kalktı. O da işin ucundan tutup çalışmanın tadına vardı. “Nasıl olsa anam bu işi er ya da geç yapar.” diyordu ama çalışmak gibisi var mıydı? Üstelik beyzade onu çalışkan, maharetli olduğu için baş tacı etmemiş miydi?   Birkaç gün içersinde ambarda bin bir çeşit dokuma kumaş oldu. Beyzade de çıktı geldi. Hepimiz bir köşeye kaçıştık. Yapılan işte pay sahibi olduğumuzu kimselere söylemeden oradan uzaklaştık. Fakat Ayşe Teyze yalanı ortaya çıkmasın diye nasıl komik duruma düştüğünü fark etti. Yalan, yalan söyleyeni ne de yoran ne de komik duruma düşüren bir şeydi. Ayşe Teyze “Ne varsa doğrulukta, dürüstlükte var.” dedi. Kızı tembel Fatma ise “çalışmak ne de güzelmiş” deyip silkelendi. Olan biten Beyzade’ye dürüstçe anlatıldı. Beyzade önce biraz kızdı ama sonra yatıştı. Tembel Fatma ile Beyzadesi yalandan uzak mutlu, huzurlu bir hayat sürüp güzel güzel çocuklar yetiştirdi bu arada da tembel Fatma güzel güzel dokumalar yaptı. Tembellik, Tembel Fatma’nın sadece isminde kaldı. O, fedakâr anasını ise el üstünde tutup ticaretle uğraşan biricik beyzadesini zengin etti. Çocuklarının her biri ise çalışkan başarılı birer fertti.


Anam uzaktan baktı bu işe. Babam şaştı bu işe. Kardeşim ise derin bir nefes alıp şöyle dedi bizlere: Yalan komik, tembellik rezillik lakin yalancı da olsan tembel de olsan müşkülde olanın işini kolaylarsan senin de işin kolaylanır vesselam.

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ:            Kadem Musiki ve Edebiyat Degisi       -          Türk Kültür ve Sanat Derneği -/ ...... YAZARA E POSTA GÖNDERİMİ.....
Sayfa Başı