GÜLMİSAL GÜRSOY

KİMDİR?


17.09.1969 tarihinde İstanbul’da doğdu. Hazır giyim ve işletme eğitimi aldı. 1867-1950 seneleri arasında yaşamış olan mutasavvıf Ken’an Rifâî Büyükaksoy’un torunlarından olması sebebiyle tasavvuf kültürü içersinde yaşayarak da yetişme yolunda adımlar attı. İlk kitabı “Zerredeki Okyanus “ (Ken’an Rifâî ile Kendinden Kendine Yolculuk) 2003 yılında, 2007 yılında da ikinci kitabı “Dört Duvar Seni Söyler (Ken’an Rifâî ile Diyardan Diyâra) yayımlandı. Derleme masallarının da yanı sıra tasavvuf kültürünü anlamaya ve anlatmaya yönelik pekçok araştırma makalesi bulunmaktadır.

-Ken'an Rifâî Divânı'ndan Seçmelerle Baş Başa-     ARTIK KİTAPLAŞIYOR!

DEĞERLİ TAKİPÇİLER

Sitemde yayınlanan "KEN'AN RİFÂÎ DİVÂNI'NDAN SEÇMELERLE BAŞ BAŞA" adlı son çalışmama da göstermiş olduğunuz ilgiye ve bir takım kötü niyetlilerin intihallere tenezzül edebileceklerine dair hassasiyette tekrar tekrar teşekkürler.

Yüreklerinize, dikkatlerinize sağlık.

Sevgilerimle...Gülmisal Gürsoy

DİKKAT!
...gayretime rağmen mutlaka hatalarım, eksiklerim de vardır ama bu satırları okuyanlar üzerinde, tasavvuf kültürünü anlamaya, tanımaya yönelik bir etki uyandırabildimse ve okuyucu, bir kültür mirasımız olan tasavvuf kültürünü araştırmaya, tanımaya bu satırları basamak kılarak da yönelebiliyorsa ne mutlu bana!

 

 

"KEN'AN RİFÂÎ DİVÂNI'NDAN SEÇMELERLE BAŞ BAŞA" adlı çalışmam “İlâhiyât-ı Ken’an” adlı eserden 21 şiirin tasavvufî açıdan incelenişini konu edinmekle birlikte konuya ilişkin temel prensipleri de madde madde ortaya koymuştur. Ancak, yazım aşamasına ait her kesiti sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşarken intihale tenüzzül edebileceklerin yolunu kesmenin yanı sıra kitaplaşma aşamasında olunmasından dolayı da ilgili çalışmamın bu alandaki yayını üzülerek bildiriyorum ki durmuştur.

 



   

z

Yüksekçe bir yere çıkıp da, şöyle bir etrafınıza baktığınızda her şey gözünüzde o kadar küçülüyor ki…İnsanlar, binalar, evler, arabalar… Tıpkı bir nokta gibi. Hele bir de uçakta olduğunuzu düşünün. Her şey çok daha küçük hatta bir zerrecik boyutunda. Biraz daha yükseldiniz. Artık hiçbir şey görülemiyor… Kendini sorgulayan insanoğlu için bu durum ne kadar da anlamlı… Sonsuzluk içinde bir zerreciğiz. İşte hepsi bu…

 

 

1867-1950 seneleri arasında yaşamış olan büyük mutasavvıf Ken’an Rifâî’ye ait konak, artık zamana yenik düşmüş adeta harabeye dönüşmüştür. Aslına uygun olarak yeniden inşası kararlaştırılır ve yıkım başlar. Vurulan her bir kazma darbesi gökyüzüne bir toz bulutu halinde yükselirken beraberinde şahitlik ettiği hatıraları da alıp götürmektedir. Bu bulut içine davet gören yazar, hatıralara gizlenmiş küçük hayat hikayecikleri arasında fantastik bir yolculuğa çıkar, gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini kaleme alır. Ancak gelişen seyir Ken’an Rifâî ile kan bağı bulunmasına rağmen yazarı da şaşırtır. Zîra günümüz dünyası içinde yıpranmış hatta unutulmaya yüz tutmuş fakat insanı insan kılan pek çok davranış biçiminin burada altı çizilmekte ve yaşama sanatında mahir olabilmenin sırrı fısıldanmaktadır.

DERLEMELER
 
Sayfa Başı