SEYRAN
(Ken’an Rifâî Dîvânı’ndan Seçmelerle Baş Başa)
Artık Kitapçılarda ve İnternet Ortamında Satışta...
SEYRAN 12. BÖLÜMDEN KÜÇÜK BİR KESİT:
"Bir dakika lütfen! Ben de varım. Ben de iyi bir insanım. Hiç kimse incinsin,
kırılsın istemem. Ağzımdan çıkacak bir lafı belki bin kere ölçer, tartar öyle söylerim. Bunun için adımı, nabza göre şerbet verene çıkarmışlar, şaşıyorum. Oysa
yaptığım sadece “Sen de haklısın, sen de haklısın...” demekten ibarettir. Doğrusu
iğne deliğinden arkasını görmekte çok hünerli olsam da kim mazlum, kim haklı,
kim haksız diye düşünmeyi pek de sevmem. Neticede taraf olup da ben kimseyi
kıramam, kaybedemem. Üstelik elim açıktır benim. Sahip olduklarımdan çevremdekileri, hiçbir art niyet düşünmeden nasiplendiririm. Anlayacağınız herkes
sever, sayar beni, ben de herkesi severim. Öyle ya da böyle insanları kazanmayı
kendime zevk edinmişim. Bu arada şunu da söyleyeyim, bana ne derlerse desinler, kolay kolay incinmem de. Yalnız insanlar beni anlayamayınca çok kırılıyorum
galiba. Bir dervişlik modasıdır gidiyor da kimse bana dervişsin diyemiyor, buna
bozuluyorum galiba... Neyse, arkadaşım tavsiye etti. “Ken’an Rifâî’nin eserlerini
okudukça cehaletimin farkına varıp kendime şaşıyorum.” dedi. Yok artık! Her
şeyi bilemesem bile -o kendine cahil diyebilir de- ben cahil de değilim ki...
Ken’an Rifâî’nin eserleri beni şaşırtamaz herhâlde. Ama kafamdaki sorulara kendince de olsa cevaplar verebilir mi acaba? Mesela ben derviş değilsem kim derviş? Bu derviş dediğin de neyin nesi? Benim gibi düşünmüyor, hissetmiyor da ne
düşünüp hissediyor? Nasıl bir ruh hâli yaşıyor olabilir ki? Ya da şöyle sorayım;
Ken’an Rifâî’den benim gibilerin dervişliğini tasdik edecek, birkaç sözcük duymak
mümkün müdür? … “Onun eserleri aracılığıyla da olsa sorularıma tatminkâr cevaplar bulmak mümkün müdür? Hiç sanmam ama yine de tamam, bir bakalım.
...
Günümüzden bir bakışla tasavvufî açıdan incelenen şiir, ilahî formuyla Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçısı Sayın AYŞE ERDAL tarafından seslendiriliyor.